Aktaş'ın değerlendirmeleri, çocuk güvenliğinin yalnızca bireysel dikkatle değil; kurumsal, toplumsal ve yapısal dönüşümlerle sağlanabileceğini ortaya koyuyor.
Uzman isim, özellikle dijital platformlarda belirli yaşam tarzlarının ve davranış kalıplarının yoğun biçimde görünür kılınmasının çocuklar üzerinde kafa karışıklığı yarattığına dikkat çekerek, kimlik gelişim sürecindeki bireylerin bu içerikleri "normal" kabul etme eğiliminde olduğunu vurguladı. Eleştirel düşünme becerileri henüz gelişmemiş çocukların bağlamdan kopuk içerikler nedeniyle yanlış genellemeler geliştirdiğini belirten Aktaş, bunun sosyal uyum, dikkat ve davranış süreçlerini olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.
Aktaş'a göre çocuk istismarı münferit olaylardan ibaret değil; çoğu zaman örgütlü, süreklilik gösteren ve kurumsal ihmallerden beslenen yapılar içinde gerçekleşiyor. Bu nedenle çocukların korunması yalnızca farkındalık kampanyalarıyla çözülebilecek bir mesele değil.
Aile yapısından eğitim kurumlarına, hukuk sisteminden dijital platformlara kadar her alandaki zafiyet, çocukları istismar ağlarına karşı savunmasız hale getiriyor.
Uzman değerlendirmede ailenin çocuğun ilk güven alanı olduğuna dikkat çekilerek şu nokta öne çıkarılıyor:
Sağlıklı aile yapısı çocuk için doğal bir koruma kalkanıdır
Ebeveynlerin psikososyal farkındalığı erken müdahaleyi mümkün kılar
Zayıf iletişim ortamı çocukları istismara açık hale getirir
Aktaş, ebeveyn eğitimlerinin yalnızca teorik bilgilerle sınırlı kalmaması; empati, kriz yönetimi ve güven temelli iletişimi de kapsaması gerektiğini vurguluyor.
Çocuklara erken yaşlardan itibaren:
Bedensel sınırlar
Rıza kavramı
Rahatsız edici davranışlara karşı "hayır" diyebilme
bilincinin kazandırılması, istismarı önlemede temel bir savunma mekanizması olarak görülüyor. Bu eğitimin yalnızca aileye bırakılmaması, okul müfredatının da parçası olması gerektiği ifade ediliyor.
Aktaş'ın dikkat çektiği en kritik konulardan biri de toplumdaki "büyüğe itaat" anlayışı.
Çocuğun yetişkin otoritesini sorgulayamadığı ortamlarda sınır ihlallerini dile getirmekten çekindiğini belirten uzman, bunun istismar yapılarına zemin hazırladığını söylüyor.
Çocuğun öznel gücünün tanınması, hem istismara karşı direnç hem de sağlıklı kişilik gelişimi açısından kilit rol oynuyor.
Eğitim kurumlarının yalnızca akademik değil, güvenlik açısından da sorumluluk taşıdığına dikkat çekiliyor.
Aktaş'a göre her okulda:
Yazılı çocuk koruma politikaları
Şüpheli durumlar için açık bildirim mekanizmaları
Personel için düzenli istismar farkındalık eğitimleri
zorunlu hale gelmeli.
Sosyal medya ve çevrim içi platformların istismarcılar için yeni alanlar oluşturduğunu belirten Aktaş, dijital okuryazarlığın artık temel bir yaşam becerisi olduğunu söylüyor.
Çocukların:
Kişisel bilgilerini koruma
Dijital sınır ihlallerini tanıma
Güvenli davranış geliştirme
konularında sistematik olarak eğitilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Davranış değişimleri, içine kapanma, ani akademik düşüşler ve sosyal geri çekilme gibi belirtiler istismarın erken sinyalleri olabilir.
Uzmanlar; aile, okul ve sosyal hizmetlerin koordinasyon içinde çalışmasıyla bu risklerin erken tespit edilebileceğini belirtiyor.
Kurumsal örtbas kültürünün istismarı besleyen en büyük faktörlerden biri olduğu ifade edilirken, bağımsız denetim ve hesap verebilirlik mekanizmalarının zorunlu olduğu vurgulanıyor.
Sansasyonel haberciliğin mağdurlara ikinci kez zarar verdiğini söyleyen Aktaş, etik medya anlayışının yapısal sorunlara ve çözüm yollarına odaklanması gerektiğini belirtiyor.
Sessizlik kültürü kırılmadan çocukların güvende olamayacağına dikkat çekiliyor.
Fatih Aktaş'ın analizine göre etkili bir çocuk koruma sistemi:
✔ Aileyi güçlendiren
✔ Okulları güvenli alanlara dönüştüren
✔ Dijital riskleri yöneten
✔ Hukuki yaptırımları etkin kılan
✔ Kurumsal şeffaflığı zorunlu kılan
✔ Toplumu bilinçlendiren
bütüncül bir yapı gerektiriyor.